Ünlü filozof Sokrates’in Baldıran Otu Soframızda mı? Hayat gerçekten zor…
Hayat gerçekten zor… Hatta son zamanlarda insanı fazlasıyla yoruyor. Neden böyle söylediğimi sorguladığınızın farkındayım. Anlatayım o zaman…
Demin bir arkadaşım bana son zamanların yaygın sosyalleşme platformlarından birinde paylaşılan bir video gönderdi. Videoda; marketlerde, manavlarda, hatta pazarlarda satılan maydanozların içinden baldıran otu çıktığı, dikkatli olmamız gerektiği ve maydanoz aldığımızda tek tek kontrol etmemizin akıllıca olacağı anlatılıyor.
Baldıran otunu bilmeyenler için nasıl bir bitki olduğunu anlatmam gerekirse, tek kelimeyle ZEHİR demek en doğrusu olur… Ünlü Yunan filozofu Sokrates’in katili olarak bilinen bir ottur. Maydanozgillere çok benzer; ancak maydanozdan daha koyu renklidir. Sinir sistemini ve kas sistemini bloke eder, sonunda da kalp kasının durmasına sebep olur. Rivayete göre Sokrates de bu yolla öldürüldü. Kısacası baldıran otu, gizli bir suikast bitkisidir.

Bu söylenenler doğru mudur, ne kadar doğrudur bilmiyorum. Ama en kısa zamanda gidip bir maydanoz alıp tek tek kontrol edeceğim. Hatta sanırım bundan sonra sürekli kontrol edeceğim. 😡
Eğer söylenenler doğruysa; bu zehirli, hatta dokunulması bile tehlikeli olduğu söylenen bitkiyi, hepimizin sofralarına giren maydanozun içine kim, neden koyar?
İşte insanı en çok yoran da bu galiba… Sürekli bir tehlike altında olduğumuzu düşünmek. Açıkçası bu durum beni hem çok yoruyor hem de öfkelendiriyor.
Bir kereliğine geldiğimizi düşündüğümüz bu hayatın, bu kadar basit ve bir o kadar da görünmeyen bir yolla elimizden alınabilecek olması gerçekten korkunç bir düşünce.
Hayat zaten yeterince zor… Hayat pahalılığı, savaşlar, hastalıklar, depremler, yangınlar, kazalar, ihanetler… Eminim şu bahsettiğim kaygılardan en azından birini siz de taşıyorsunuzdur. Zaten sürekli arkamızı kollamak zorundayız.
Allah aşkına… Bir de maydanozu düşünmek zorunda kalmasaydık yahuuuu…
Bazen insan, korkularının sayısını değil; sıradanlaşmasını dert ediyor. Çünkü bir gün geliyor, en masum görünen şeylerden bile şüphe etmeye başlıyor. İşte asıl yorgunluk da belki tam burada başlıyor.


YORUMLAR